Alevi Değil, Sabrını Tüketir

Dışarı çıkarsın, eline sigaranı alırsın, çakmağı yakarsın… Tam ateş değdirip içine çekeceksin ki, bir esinti gelir. Öyle bir esinti ki, sanki bütün şehrin rüzgarı senin ağzının önünde toplanmış...

03 Temmuz 2026 Yayınlandı 2 dk okuma 0 görüntülenme

Dışarı çıkarsın, eline sigaranı alırsın, çakmağı yakarsın… Tam ateş değdirip içine çekeceksin ki, bir esinti gelir. Öyle bir esinti ki, sanki bütün şehrin rüzgarı senin ağzının önünde toplanmış gibidir.

İlk deneme: Alev bir yana kaçar, sigara yanmaz. İkinci deneme: Elini siper edersin, başını eğer, sırtını rüzgara dönersin; bu sefer de alev söner. Üçüncü, dördüncü derken artık hem çakmağın gazı azalır, hem senin sabrın. Çevrende kim varsa bir an bakışır, “bu ne uğraşıyor” der gibidir.

Nihayet yakabildin diyelim. İçine bir nefes çekeceksin, tam o anda rüzgar ters eser. Dumanı suratına çarpar, gözlerin yaşarır, öksürük krizine girersin. Sanki dumanı içine değil, ciğerlerine değil, doğrudan burnuna, gözüne vermeye ant içmiştir.

Bir süre sonra da yan tarafından öyle bir iter ki, sigaranın bir tarafı hızla yanar, külü tam elinin üstüne dökülür. Sonunda ya yarısını yakmadan atarsın, ya da “bir daha dışarıda yakmayacağım” diye yemin edip ertesi gün yine aynı macerayı yaşarsın.

Rüzgarın en büyük zevki nedir biliyor musun? Senin en rahat anında gelip, en basit işi bile tam bir eziyete çevirmek

Paylaş:
admin
admin 204 yazı

0 Yorum

Sohbet

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.