Tek Kişilik Sohbetler
Herkesin evde yalnızken gizli bir kimliği vardır: Kendi kendinin en iyi dinleyicisi. Oturuyorsun, bir şey arıyorsun. İlk başta sessizce düşünüyorsun: "Anahtarlar nerede kaldı ki?" Sonra bir bakmışsın sesin...
Herkesin evde yalnızken gizli bir kimliği vardır: Kendi kendinin en iyi dinleyicisi.
Oturuyorsun, bir şey arıyorsun. İlk başta sessizce düşünüyorsun: “Anahtarlar nerede kaldı ki?” Sonra bir bakmışsın sesin yükselmiş: “NEREDE BU ANAHTARLAR YA? AZ ÖNCE ELİMDEYDİ!”
Sonra mutfağa geçiyorsun, dolabı açıyorsun. İçinden bakarken yine konuşuyorsun: “Yumurta var mıydı? Vardı sanki… Yok yok, dün bitirdim. O zaman ne yiyeceğim ben? Makarna mı yapsam? Makarna da olur aslında…”
Sanki evde 5 kişi var da hepsine danışıyorsun. Hatta bazen cevap bile veriyorsun kendi kendine:
– “Şunu yıkayayım bari.”
– “Yok canım, akşam yıkarım.”
– “Ama akşam unuturum!”
– “Unutursan da olsun, dünya mı yıkılacak?”
Kendi kendinle tartışma seviyesine geliyorsun. Üstelik bu hastalığın en komik yanı: misafir geldiğinde anında kesiliyor. Kapı çaldı mı, birden sessiz bir kitap kurdu oluveriyorsun. “Yok ben hiç konuşmuyorum kendi kendime, nereden çıkardın?” modu devreye giriyor.
Peki bu hastalığın bilimsel açıklaması var mı? Elbette var: Beynimiz o kadar çok şeyi aynı anda düşünüyor ki, kelimeler ağızdan kaçıyor. Ya da daha dürüst olalım: Evin duvarları bazen çok yalnız oluyor, onları da biraz haberlendirmek gerekiyor.
En kötü senaryosu da nedir biliyor musun? Komşu duvarın arkasından seni duyup “Bu adam evde tek başına deli mi oluyor?” diye düşünmesi. Ama ne yapalım? Kendi kendine konuşmayan insan, kendi kendine gülemeyen insandan daha sağlıklıdır. En azından ben öyle diyorum… DEĞİL Mİ?