Zamanla Matlaşan Kalplere

Eskiden annelerimiz bilirdi. Bakır tencere, kazan hatta yumurta pişirdiğimiz sahanın bile içi dışı pırıl pırıl olmalıydı. Zamanla kullanıldıkça, ateş gördükçe, suyla temas ettikçe rengi solmaya, matlaşmaya başlardı. O...

22 Temmuz 2026 Yayınlandı 2 dk okuma 0 görüntülenme

Eskiden annelerimiz bilirdi. Bakır tencere, kazan hatta yumurta pişirdiğimiz sahanın bile içi dışı pırıl pırıl olmalıydı. Zamanla kullanıldıkça, ateş gördükçe, suyla temas ettikçe rengi solmaya, matlaşmaya başlardı. O zaman hemen kalaycı çağrılır, eski parlaklığı geri gelsin diye yeniden kaplanırdı.

Şimdi anlıyorum ki bizim kalplerimiz de öyle.

Dışarıya baktığında herkes pırıl pırıl. Gülüyor, konuşuyor, koşturuyor, işini gücünü yapıyor. Tencereler gibi cilalı, düzgün, sağlam duruyoruz. Ama içeride zamanla bir şeyler matlaşıyor. Biraz yıpranıyor, biraz kararıyor, biraz da eski tadını kaybediyor.

Bazen bir söz, bir ayrılık, bir bekleyiş, bir anlaşılmayış… Hepsi birikiyor. Tıpkı tencerenin dibinde biriken kir gibi. Dışarıya belli etmiyoruz çünkü. “İyiyim” deriz, “her şey yolunda” deriz. Parlak görünümümüz bozulmasın isteriz.

Ama biliyoruz: Bizim de kalaylanmaya ihtiyacımız var.
Bir güzel sözle, bir sıcak sarılmayla, bir “seni anlıyorum” ile, bir “ben buradayım” ile…
Biraz şefkatle, biraz sabırla, biraz da eski anılarla.

Tencereler ne kadar eski olursa olsun, kalay atınca yeniden ilk günkü gibi parlar. Kalplerimiz de öyle. Ne kadar yıpranmış, ne kadar solmuş olursa olsun; bir sevgi dokunuşuyla yeniden eskisi gibi, hatta daha da parlak olabilir.

Yeter ki kalaylanmaya ihtiyacı olduğunu itiraf edebilelim kendimize. Yeter ki o kalaycıyı, yani sevgiyi, şefkati, yakınlığı kapımıza davet edebilelim.

Paylaş:
admin
admin 204 yazı

1 Yorum

Sohbet
Sevimsiz.com
Sevimsiz.com 3 hafta önce

Zamanın izlerini taşımak her şeyin doğal yolu. 💖

Yanıtla

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.